...
şimdi ne yazacağımı düşünüyorum...
ve ...
bir şey yok.
...
bugün "the social network" filmini izledim. tekrar. aslında hepsini izlemedim. zaten tekrar izlememin tek bi nedeni var. o da bu film cidden bu kadar güzel miydi diye.
ama sonra daha önemli bir şey farkettim. oradaki insanlar ile bir an kendimi özleştirdim. ve kim olmak istediğime karar veremedim.
sanırım hiç biri olamam bu gidişle. ama yine de bunu hayal etmek güzel ve zordu. hemen ardından bir simpson bölümü izledim. güldüm. ve kendime geldim.
aslında birkaç gündür kafamda dolaşan "the walking dead" etkisi gitti ama.
daha ilginç daha yeni bir şey. olmak istediğim insan ile olacağım insanın farklı olması.
yani o film de ki kimse olmamak. filmi çeken adam olmak.
ya da şu an göz ucu ile baktığım juve-roma maçında teknik direktör olmak. ya da yorumcu.
akşam maça gitmek mesela.
ben maça gitmeyi severim. bağırırım, çağırırım, kesinlikle küfretmem(!), kabul biraz içkiyi damarlarıma enjekte ederim. gol atınca sevinirim. gol yiyince sanki 40 yıllık sigara içen gibi bir iç çekerim. ve 90 dakika boyunca ümidimi hiç kaybetmem. orada bulunduğum her anın keyfini yaşamaya çalışırım.
bi de orada ki bazı insanlara imrenirim. benim statta yaşadığım bu anları her hafta yaşayan hayattan pek bi beklentisi olmayan insanların, yani oradaki duruşları, bağırışları. saygı duyulması.
bi gün bi şirkette "büyük" bi yönetici, o da ne demekse, olursam; o maçtaki heyecanımı, coşkumu (eve dönerken otobüste veya trende çekeceğim çile yerine özel arabamla gitmek, numaralı da oturmak. takım elbiseli bi adamdan sıyrılmak.) ne biliyim, kaybedeceğime inanırım bazı şeyleri. ve her ne kadar çok mutlu olmasam da hayatta bazı şeyleri kaybetmek istemem.
yani azda olsa mutlu olduğum anları, insanları, olayları veya beşiktaşı, kaybetmek istemem.
çok zengin olmayayım ben. mark z.....(işte faceboook'u kuran velet) kadar zengin olmayayım. ama mutlu olayım.
çok şey mi istiyorum bilmiyorum ama kafamdan geçen çok şey var. yazı biraz tutarsız. özür dilerim. ama çok süslü püslü bişey yazmak istemiyorum. çünkü parmaklarım hızlı ve öz yazmamı söylüyo. ya da ben parmaklarıma. aman neyse işte.
mesela ben, itü'yü kazanamazsam. doktor falan olmak istemedim. çünkü...bana göre değil işte. tm okumak istedim. ama her zaman istenen her şey olmuyo. olmadığı için o kadar mutsuz değilim. birazcık bi şey var. ama birazcık. mesela yazıya başlarken ben tanrıya inanırım demiştim. ama sonra sildim. neyse. ben önce kendime inanıyorum. güven. yani. ama bunun narsistlikle alakası yok.
bundan iki yıl önce veya sadece 6 ay önce sorsanız ileri dercede insan ayırt eden biriydim. bugün o kadar değilim.. mesela parayı da o kadar önemsemiyorum. ha bide yasal bahis iddaa var onu maç bölümüne eklemeyi unuttum yazıyım. bana heyecan veren şeylerden biri. yani biraz küçük gören bi adamım.
zaten bana nereyi istiyosun diye sordukları zaman, üniversite adı vermiyorum. param olsun. arabam olsun. bide fulyada evim olsun diyodum. şimdi pekte böyle düşünmüyorum.
şu ana kafamda şarkılar geçiyor, yarın karne alacağım iki tane bir var. ama gülümsüyorum.
çünkü alıştım.
daha ne yazıyım. yada gidip biraz biyoloji çalışıyım.
mesela kızdım içkiyi elimden almaya çalışanlara. kızdım çünkü içki içmeyi seviyorum. biraz şişmanım(peh biraz mı) ama içki ile pek bi alakası yok. ama seviyorum içmeyi. işte bazen seversin bi şeyi çünkü seversin. işte öyle bi şey.
ama ben sevmediğim şeyi veya sevmediğim insanı tak diye söylerim. biraz patavatsızım. beni çekebilen insan da az.
mesela siyaseti sevmem. çünkü konuşmaya başlayınca siyaset hakkında susmam. bi de benimle aynı düşüncede olmayanı sevmem.
son 6-7 satırdada söylediğim veya yazdığım-yazmaya çalıştığım gibi. ben sevdiğim şeylerle mutluyum.
ve neredeyse 19'a geldim. karar vermek için geçmi erken mi bilmiyorum. ama şunun kararını vermem gerektiğini biliyorum. sevdiğim şeylerle mutlu ama küçük unutulası bir hayat mı, büyük şatafatlı tarihe geçecek mutlu olma ihtimali barındıran bir hayat mı. işte bu ve bunun gibi bir çok şey yüzünden.
ben bu hayatı seviyorum.
...
ama endişe etmeyi sevmiyorum.
bak yine endişelendim. profaz I.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder