15 Ağustos 2011 Pazartesi

Bundan İki Veya Üç Gün Önce

geçen günlerde şans eseri bir belgesel izledim.
Can Yücel hakkında.
izlediğim gün oruçluyuz tabi.
dayanamayıp uyuya kalmışım.
sonra başka bir gün dedim bari devamını izleyeyim.
neyse izliyorum.
ama ters döngü güneşe göre yaşadığımdan,
bir türlü sonunu getiremiyorum.
dedim olacak bir Hikmeti.
bu arada izlediğim belgeselde,
"Bir yudum İnsan".
Nebil Özgentürk belgesellerini,
zaten oldum olası sevdim.

işte belgeseli izlediğim o gün,
o ikinci gün.
çok önemli bir günmüş.
Can Yücel o zaman gitmiş.
oluyor işte bazen böyle.
gidiyorlar.

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa

kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi

dilimizde akşamdan kalma bir küfür

salonlar piyasalar sanat sevicileri

derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni

yakanda bir amonyak çiçeği

yalnızlığım benim sidikli kontesim

ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık

önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi

aramızda görevliler ekipler hızır paşalar

sabahları açıklarda bulurlardı leşimi

öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri

çöpçülerin elleriyle okşardın beni

yalnızlığım benim süpürge saçlım

ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak

bol çelik bol yıldız bol insan

bir gece sevgi duvarını aştık

düştüğüm yer öyle açık seçik ki

başucumda bir sen varsın bir de evren

saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi

yalnızlığım benim çoğul türkülerim

ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder